Çalışan her anne adayının kafasında oluşan ”hem kariyer sahibi başarılı bir iş kadını hem de iyi bir anne olmam mümkün mü?” sorusuna cevap olacak Burcu Geriş, bizim için HappyMom annelerimizden Gizem Çakır’ın hazırladığı soruları cevapladı.

Eğitim hayatında ve iş hayatında hepimizi hayran bırakacak bir özgeçmişe sahip olan Burcu Geriş, şu sıralar TAV’ın CFO’su olmakla beraber 2015 yılında ”Dünya Genç Küresel Liderler” listesinde yer almıştır. Burcu Geriş, imrendiren kariyerinin yanı sıra iki çocuk annesidir.

  • Biraz başından başlayalım her iki hamileliğinizde de anne olacağınızı öğrendiğinizde kaç yaşındaydınız, o anda neler hissettiniz? 

Ela’ya hamile kaldığımda 31, Kaan’a hamile kaldığımda 35 yaşındaydım. İkisi de planladığımız ve çok istediğimiz bebeklerdi, hamilelik testi sonuclarını gördüğümde çok çok mutlu olduğumu hatırlıyorum.

  • Çalışan bir kadın olarak hamileliğiniz süresince hayatınızda neler değişti? Özellikle ilk aylarda birçok hamilede ağır uyku sorunu olabiliyor ya da mide bulantısı. Siz bunları yaşadınız mı? Gebeliğinizde en fazla şikâyet ettiğiniz konu ne oldu? 

Ela’ya hamileyken ilk hamileliğim olduğu için herşeye çok dikkat ettim, hatta belki de biraz abarttım. Kola, kahve, sucuk vs hiç tüketmedim. En çok ekşiye aşerdim, salataların üstüne şişelerce nar ekşisi tüketmişimdir. Ela hala nar ekşisi, limonlu dondurma ve turşuya bayılır. Normalde bakkala bile topuklu ayakkabıyla giden biriyken, hamile olduğumu öğrendiğim andan itibaren düz ayakkabı giydim. Hatta birçok arkadaşım henüz ben söylemeden öyle anlamış hamile olduğumu. İlk aylarda biraz uyku ve mide bulantısı oldu ama ilk trimesterı atlattıktan sonra çok rahat ve mutlu bir hamilelik geçirdim, enerji düzeyim gayet yüksekti, hatta 7 aylık hamileyken evi taşıdık.

Kaan’a hamileyken ise, ikinci bebek olmasının rahatlığıyla çok daha rahat bir hamilelik geçirdim. 9 aylık hamileyken bile topuklu ayakkabı giydim, canım çektikçe çok abartmamak kaydıyla kahvemi içtim. Ela’da ekşiye aşermiştim, Kaan’da tatlıya aşerdim, tam anlmaıyla “Ye ekşiyi doğur Ayşe’yi, ye tatlıyı doğu Hakkı’yı” durumu oldu yani. Kaan’a hamileliğimin son aylarında mide yanması ve hafif reflü problemi yaşadım, gece uyumakta zorlandığım için, bir elimde Gaviscon şişesiyle gece yarısı IG’da dolaştığımı hatırlarım. Hatta ilk IG paylaşımlarımı da o dönemde yapmaya başlamıştım, üzerinden 4.5 yıl geçmiş.

  •   2 kere doğum yapmış olmanıza karşın oldukça fit bir yapınız var.. Doğumlarınızda ne kadar kilo aldınız ve ne kadar sürede verdiniz?   Kilo verirken spor ya da diyet yaptınız mı?

Çok teşekkürler, her bünyenin yapısı farklı olduğu için kilo paylaşımı ve karşılaştıması yapmayı çok doğru bulmuyorum aslında, yeni anneler üzerinde gereksiz bir baskı yaratıyor. Ela’da 17kg, Kaan’da 14kg aldım. Hamileliklerim sırasında herhangi bir diet veya spor yapmadım. Ela’nın doğumdan sonra kilo vermem çok kolay olmadı, ilk 4-5 ay diet veya spor yapmadım. Zaten emzirdiğim için yapmamam gerektiğini düşünüyordum. 5. Aydan itibaren yediklerime biraz daha dikkat etmeye, yürümeye ve yüzmeye başladım, hem sütüm arttı ve maksimum seviyeye ulaştı, hem de kalan kilolarımı 2-3 ay içinde vermiş oldum.

Kaan’da ise belki 2 çocuk büyütmenin yorgunluğu, belki ilk bebeğe göre daha bilinçli olmanın verdiği rahatlıkla, özel bir çaba harcamadan ama yediklerimi çok da abartmadan kısa sürede eski kiloma kavuştum. Burada önemli olan annenin ve bebeğin sağlığı ve morali, herkesin temposu farklıdır ve her anne kendi ve bebeği için en iyi olanı bilir, dışarıdan çok etkilenmememiz gerektiğini düşünüyorum. 

  • Ela ve Kaan…  Tatlı mı tatlı uyumlu iki kardeş.. Onları da çok severek ilgiyle takip ediyoruz. Geriş kardeşler için isimlerini belirleme süreci nasıl gelişti nasıl karar verdiniz? 

            Ela’nın ismini belirlemek çok kolay oldu, daha hamile bile kalmadan önce, bir kızım olursa adını Ela koyarım diyordum, eşim de beğendi ve başka bir alternatif bile bakmadan isim belli olmuştu bile.

            Kaan’da ise erkek isimleri konusunda kararsızdık. Benim seçeneklerim Kuzey, Rüzgar, Toprak, Demir, Doruk gibi isimlerken, eşim daha klasik Ali, Ömer gibi isimleri beğeniyordu. Sonunda Ela birgün kardeşi için Kaan ismini önerince, hepimiz çok beğendik ve Kaan’da karar kıldık, Kaan’ın ismini ablası koydu yaniJ

  • İşe dönüş zamanını belirleyebilmek çalışan anneler için bir sorun. İş hayatına ne kadar ara verdiniz, aradan sonra işe dönüş adaptasyonunuz nasıl oldu? Motivasyonunuzu nasıl sağladınız?

Ela 5 aylıkken, Kaan 3.5 aylıkken işe döndüm. Bu da anneden anneye, bebekten bebeğe değişen bir süre. Benim için doğru zamanlamaydı. Önemli olan annenin bebeğini bırakıp işe giderken kendini rahat hissetmesi ve gözünün arkada kalmaması. Ela ve Kaan’ı 7’şer ay emzirdim, ofisteyken günde 2 kere süt sağdım, onları süt poşetlerinde buzdolabında saklayıp, her akşam eve götürdüm. Zaten 4-5. aydan sonra ek gıdaya da geçtikleri için bizim için zorlayıcı bir süreç olmadı. Uyku ve yemek saatlerini işe başlamadan önce mümkün mertebe düzene koymuştum, birbirimizin rutinine alıştık. Evde rahat olmam işime de yansıdı, başlangıçtan itibaren güzel bir dengeyi oturttuğumuzu düşünüyorum.

  •  Katıldığınız bir panelde “Çocuklarımızla 24 saat geçiremiyor olabiliriz ama bu daha az anne olduğumuz anlamına gelmiyor” demiştiniz. Çalışan anneler için bebeklerini bırakıp işe dönmek verilmesi oldukça güç bir karar… Çalışan bir anne, kadın yönetici olarak bu kararı verme aşamasına gelmiş Happy Mom kullanıcısı anne ve anne adaylarına nasıl tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Bence bebekler, çocuklar annelerin mutluluğunu da mutsuzluğunu da hissediyor. Kendi açımdan konuşuyorum, çalışmayıp evde kalsam mutsuz olurdum ve çocuklarım bunu hissederdi diye düşünüyorum. Öte yandan istemeyerek işe giden ve işinde mutsuz olan bir annenin sıkıntısını da çocuklar hisseder. Önemli olan anne ve bebek için doğru dengeyi ve zamanlamayı tutturmak. Kendimize yapabileceğimiz en büyük 2 kötülük kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak ve suçluluk duygusu hissetmek. Burada bazen anneler birbirlerine karşı da çok acımasız ve yargılayıcı olabiliyorlar, çalışmayan anneler çalışan anneleri çocuklarıyla yeteri kadar vakit geçirmedikleriyle ilgili suçlayıp, çalışan anneler de çalışmayan anneleri başka sebeplerden küçümseyebiliyorlar. Herkesin hayatı, doğruları, mutluluk ve başarı tanımı farklıdır. Bence birbirimizi ve kendimizi yargılamayı, karşılaştırmayı ve suçlamayı bıraktığımızda kendi doğru yolumuzda ilerleyip mutlu olabiliriz.

Ben evdeyken evde, işteyken işte olmaya çalışıyorum. İşteyken o kadar konsantre çalışırım ki çocuklar hasta değilse veya özel bir durum yoksa evi aramak aklıma bile gelmez. Aynı şekilde çocuklarla birlikteyken konsantrasyonumu ful onlara verip onlarla güzel ve anlamlı zaman geçiririm. “Kaliteli zaman” kavramı biraz klişe gibi gelse de doğru, 24 saatimi evde çocuklarla geçirmem ne beni ne çocukları mutlu eder. Onların kendisiyle barışık, mutlu, sevgi dolu, onların iyiliğini isteyen bir anneye ihtiyaçları var ve ben onlara bunu vermeye çalışarak onlar için en doğrusunu yaptığımı düşünüyorum.

 

Daha Fazla Doğum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir