Hamilelik döneminiz boyunca, bebeğinizin sağlıklı gelişimi için yoğun çaba sarf ettiğinizi biliyoruz. Bebeğinizin durumu hakkında fikir sahibi olabilmek için, 9 aylık süre boyunca her kadın gibi siz de rutin doktor kontrollerinizi dört gözle bekliyor olabilirsiniz.

Doktorunuz yapılan bu rutin kontroller sırasında, bebeğinizin genel durumunu değerlendirmek amacıyla çeşitli ölçümler yapar.

Peki Rutin Kontroller Sırasında Yapılan Ölçümler Neden Önemlidir?

Bebeğin ultrasonografi yardımıyla yapılan kilo ve boy tahminlerinin tıbbi açıdan önemi büyüktür. Özellikle de bebeğin kilo alma hızı, gelişimi hakkında fikir sahibi olabilmek ve doğum şekline karar verilmesi açısından gereklidir.

Anne karnındaki bebekler için kütle artışı, sağlıklı büyüdüklerinin çok net bir göstergesi olarak kabul edilir.

 

Anne Karnındaki Bebeklerde Gelişim Geriliği Nedir?

Hamilelik dönemi boyunca, bebekte gelişin geriliği olması tıp dilince IUGG olarak adlandırılır. Rahim içi gelişim geriliği; fetüsün her toplum için belirli olan alt ve üst değerler arasında, standart ağırlığının %10’un altında bulunduğu durumlarda gerçekleşir.

Bir başka deyişle bebeğin gebelik haftasına göre olması gerekenden daha küçük olduğu durum, gelişim geriliği olarak adlandırılır.

Hamilelerin yaklaşık %3 ile %’7’si arasında görülen rahim içi gelişme geriliğinde bebek, anne karnındaki gelişimini ve kilo alımını olması gereken oranda tamamlayamaz.

 

Rahim İçi Gelişim Geriliği Neden Olur?

Rahim içi gelişim geriliğinin nedeni; anne adayına, bebeğe ve plasentaya ait sebepler olmak üzere 3 kategoride incelenir.

Anneye Bağlı Gelişim Geriliği:
Anne adayının yaşının 17’nin altında ve 35’in üstünde olması, boyunun 150 cm’den kısa olması, aşırı kilolu veya aşırı zayıf olması bebeğin gelişim geriliğine sebep olabilen etkenlerden bir tanesidir.
Bebeğin düzenli olarak büyümesi, anne adayının tükettiği yiyeceklerle doğrudan alakalıdır. Eğer anne adayı hamileliğinde düzensiz ve sağlıksız beslenirse, rahim içi gelişme geriliğinin görülme ihtimali artar.
Anne adayının gebeliği boyunca ağır şartlar altında çalışma hayatına devam etmesi, stresli bir ortamda hamileliğini sürdürmesi de rahim içi gelişme geriliğinin önemli nedenlerinden biridir.
Gebelik döneminde oluşan veya daha önce başlamış olan gebelik zehirlenmesi, yüksek tansiyon ve romatizmal hastalıklar gibi bazı rahatsızlıklar da bebeğin olması gerekenden daha ufak olmasına neden olabilir.
Gebelik dönemi boyunca anne adayının sigara içme alışkanlığını devam ettirmesi, bebeğin olması gereken kilonun altında doğmasının en büyük nedenlerinden biridir.

 

Bebeğe Bağlı Gelişim Geriliği:
Bebeğe ait kromozomal anomaliler sebebiyle, hamilelik döneminde ortaya çıkan gelişim geriliği en tipik özelliklerden bir tanesidir. Ancak gelişim geriliğinin tek başına kromozomal anomali anlamına gelmesi söz konusu değildir.
Bebeğin anne karnında geçirmiş olduğu çeşitli enfeksiyonlar da gelişin geriliğine sebep olabilir.

Plasentaya Bağlı Gelişim Geriliği:
Plasenta, anne tarafından gelen besin ve oksijenin bebeğe transfer edilmesinde yardımcı olur. Eğer plasentanın bu görevini tam olarak yapmasına engel olacak bir sorun söz konusu olursa, bebekte gelişme geriliği görmek kaçınılmaz olur.

 

Anne Karnındaki Bebeklere Gelişim Geriliği Tanısı Nasıl Konulur?

Gerçek gelişme geriliğinin tanısını koymak her zaman kolay değildir. Aylık gerçekleştirilen rutin ultrason incelemesinde bebekte baş çevresi, şakaklar arası mesafe, karın çevresi ve uyluk kemiği uzunluğu olmak üzere dört ayrı ölçüm yapılır.
Bu ölçümler sonucuna göre ultrason, içinde önceden yüklenmiş değerlerle ölçümde elde edilen değerleri karşılaştırarak her bir ölçüm için ayrı bir gebelik haftası belirler.

Bu gebelik haftası anne adayının son adet tarihine göre ya da daha önceki ultrasonlara göre belirgin olarak geri çıkarsa bebekte gelişme geriliği ön tanısı koyulur.

Bebeğin tüm ölçümleri normalden ufaksa simetrik gelişme geriliğinden, yalnızca karın çevresi geriyse asimetrik gelişme geriliğinden bahsedilir. Simetrik ile asimetrik arasındaki ayrım, özellikle ileri gebelik haftalarından sonra her zaman mümkün olmayabilir ve pratikte de fazla önemi bulunmaz.

Gelişme geriliği tanısını koyabilmek için öncelikle gebelik haftasının çok iyi bilinmesi gerekir. Anne adayının son adet tarihini net olarak hatırlamaması durumunda gebeliğin erken dönemlerinde yapılan ultrasonlardan faydalanılabilir.

Eğer bu mümkün değilse o zaman tanı koyabilmek için seri ultrasonlar yapılır. Belli aralıklarla yapılan ultrason ölçümünde karın çevresi olması gereken büyümeyi göstermemişse bebekte gelişme geriliği tanısı çok muhtemeldir.

Doğum öncesi dönemde gelişme geriliği nedeniyle takip edilen bebek, en erken 38. haftada doğduktan sonra, 2500 gram ve daha üstünde olduğunda genellikle gelişme geriliği tanısından uzaklaşılır.
Aksine normal olduğu düşünülen bir bebek en erken 38. haftada doğduktan sonra, 2500 gramın altında olduğu tespit edilirse gelişme geriliğinden şüphelenilir ve bebek daha yakından takip edilir.

 

Gelişim Geriliği Tanısı Konulduğunda Ne Yapılmalıdır?

Gelişim geriliği tanısı konulduktan sonra, öncelikle anne beslenmesi mutlaka değerlendirilmeli ve düzene sokulmalıdır.
Tarih boyunca kıtlık dönemlerinde kadınların doğurdukları bebeklerin daha düşük doğum ağırlıklı olduğu çalışmalarda gösterilmiştir.

Ancak beslenme düzenli ve sağlıklıysa, anne adayında mevcut olabilecek tansiyon yüksekliği en önemli konudur. Bu durumla ilgili testler ve kontroller hızlı bir şekilde yapılmalı ve tedavisi düzenlenmelidir. Yine şeker hastalığı düşük ağırlıklı bebeklere sebep olabilir. Annede olası sistemik hastalıklar gözden geçirilmelidir.

Gelişim geriliği söz konusu olduğunda, plasentanın herhangi bir bozukluğu veya yerleşiminde bir problem olup olmadığı araştırılmalıdır.

Hamileliğin çoğul hamilelik olması durumunda ise, düşük ağırlık daha sık görülür. Ayrıca sigara, düşük doğum ağırlıklı bebek riskini yaklaşık 4 kat artırır ve acilen sigaranın bırakılması gerekir. Hamilelikte maruz kalınan ilaç kullanımları gözden geçirilmelidir.

Ayrıca rahim içerisinde olası enfeksiyonlar ile ilgili gerekli araştırmalar ve sonrasında tedaviler düzenlenmelidir. Rutin hamilelik kontrollerinde genetik ve doğumsal bir anormallik olup olmadığı ile ilgili araştırmalar yapılmalıdır.

 

 

.

Daha Fazla Sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.