Düşük riski, hamile olan kadınların ilk haftalarında yaşadığı en korkutucu durumlardan bir tanesidir.

Elde edilen verilere göre kadınların yaklaşık olarak %15-20’sinde düşük ile karşılaşılabilir. Araştırmalar ise, meydana gelen düşüklerin neredeyse yarısının kromozom anomalilerine bağlı olarak geliştiğini gösterir. Bir diğer deyişle bebeği oluşturacak hücre topluluğunda eğer kromozomal olarak genetik bir bozukluk mevcutsa, rahim duvarı bebeği kendiliğinden dışarı atabilir.

Aynı zamanda anne adayının rahminde mevcut olan problemler, bazı kadın hastalıkları, hormonal sebepler, kontrol altına alınmamış şeker hastalığı ve pıhtılaşma sorunu yaşayan kadınlar da düşük açısından risk altında olabilir.

 

Düşük Nedir?

Düşük, tanımlanan gebeliklerin 20. haftasından önce fetüsün kaybedilmesi demektir. Tanımlanan gebeliklerin yaklaşık %15-20’si düşükle sonuçlanırken, %80’inden fazlası hamileliğin birinci trimester döneminde yani ilk üç ayında gerçekleşir.

Düşük kimi zaman kendiliğinden olabilirken, bazen de tıbbi nedenlerle gebelik düşük ile sonlandırılabilir. Düşüğün gerçekleşme şekline ve sebebine göre farklı tanımları da olabilir.

Eğer gerçekleşen olayla birlikte gebelik vücuttan tamamen atılırsa ‘tam düşük’, gebeliğe ait parçaların bir kısmı vücutta kalırsa ‘kısmi düşük’ şeklinde ifade edilir. Ancak tıbbi açıdan anne adayının gebeliği devam etmesine rağmen özellikle kanama gibi düşüğe ait bulgular gözleniyorsa bu duruma da ‘düşük tehdidi’ adı verilir.

 

Düşüklerin Nedenleri Nelerdir?

  • Meydana gelen düşüklerin neredeyse yarısı, doğmamış bebeğin ölümcül genetik sorunları olduğunda ortaya çıkar.
  • Hamileliğin ilk haftalarında meydana gelen enfeksiyonlar, bazı durumlarda vücudun bebeği kendiliğinden dışarı atmasına neden olabilir.
  • Nadiren annenin vücudunda meydana gelen bağışıklık sistemi hücreleri, bebeği bir istilacı olarak görerek onun düşmesini sağlayabilirler.
  • Rahimde doğuştan ve yapısal olarak mevcut olan kalp şeklinde rahim, çift rahim gibi problemler bebeğin rahim içerisinde tutunamamasına neden olabilir.
  • 35 yaş üzeri kadınlarda, rahim duvarının kalınlığının yeteri kadar sağlanamıyor olması hamileliğin düşük ile sonlanmasının sorumlusu tutulabilir. Doğurganlık çağındaki kadınlarda düşük yapma olasılığı %15 civarında iken 35 yaş üstü annelerde bu oran, %35’e kadar yükselebilir.

 

 

  • Düzenli beslenmeyen bir anne adayının bağışıklık sistemi zayıf olacağından, hastalıklardan yorulmuş vücut bazı durumlarda hamileliği reddederek düşüklere sebep olabilir.
  • Gebeliği tutamayan yetersiz bir rahim olarak düşünülen, servikal yetmezlik nedeniyle bazen düşük gerçekleşir.
  • Pıhtılaşma eğilimi olan kadınların, gerekli önlemler alınmadığı takdirde özellikle gebeliğin ilk haftalarında bebeğin kalp atışının durması suretiyle düşük yapması mümkündür.
  • Hamile kadının rahminin herhangi bir bölgesinde miyom ve polip gibi tümörler, bebeğin rahim duvarında tutunamamasına sebep olabilir.
  • Başta hipotiroidi ve hipertiroidi gibi tiroid bezine bağlı hormonal rahatsızlıklar, bebeğin rahim duvarında tutunamamasına ve düşük yapmaya sebep olabilir.
  • Hamilelik öncesinde kontrol altına alınamayan şeker hastalığı, düşüğe neden olabilir.
  • Bazı durumlarda bebeği besleyen plasenta yani bebeğin eşi anormal bir şekilde gelişirse, anneden bebeğe giden kan akışı kesilir ve hamilelik düşükle sonuçlanabilir.

 

  • Özellikle erken gebelik döneminde sigara içmek, alkol almak veya uyuşturucu kullanmak gibi zararlı alışkanlıklar, düşük yapmaya sebep olur.
  • Anne adayının hamilelik öncesinde yüksek tansiyon hastası olması, gerekli önlemler alınmadığı takdirde düşük riskini artırabilir.
  • Hamilelik döneminden önce mevcut olan ya da gebelikte birlikte gelişen böbrek hastalıkları, hamilelik boyunca hem anne adayının hem de bebeğin yaşamını tehlikeye sokabilir.
  • Bazı kaynaklarda çölyak hastalığına sahip olan kadınların, düşüğe daha meyilli olduğu belirtilmiştir.
  • Romatizma, egzama, akne ilaçları, ağrı kesici veya iltihap kurutucu ilaçlar hamilelik döneminde düşük nedenleri arasında yer alır.
  • Hamileliğin ilk haftalarında HIV, bel soğukluğu, frengi gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar kapılması düşük riskini artırır.

 

Düşüğün Belirtileri Nelerdir?

  • Düşük denince akla ilk gelen ve sık karşılaşılan semptom vajinal kanamalardır. Bu vajinal kanamaların rengi çok hafif renkte pembeden, koyu kahverengiye kadar değişkenlik gösterebilir.
  • Kanamanın yanında vajinadan gelen doku ve pıhtılar, rengi ne olursa olsun sık karşılaşılan düşük belirtilerindendir.
  • Karın bölgesinde regl sancılarına benzeyen kramplar ve ağrılar da düşük belirtilerinin en sık karşılaşılanları arasındadır.
  • Regl sancılarından daha yoğun olarak düşünülebilen kasılma benzeri belirtiler de düşük yapıyor olmanın işaretlerindendir.
  • Bazı düşük yapan kadınlarda sırt ve kasık bölgelerinde meydana gelen ağrılar da düşük yapmanın belirtisi olabilir.
  • Özellikle 10 haftadan büyük gebeliklerde vajinadan az miktarda sıvı gelmesi, bir başka düşük belirtisi olarak gösterilebilir.
  • Bağışıklık sistemi ve hormonal olarak meydana gelen düşüklerde, düşük yapan kadının bayılma hissi ve sersem hissetmesi mümkündür.
  • Üşüme, titreme, yüksek ateş gibi belirtiler de sık karşılaşılabilen düşük belirtileri arasında yer alır.
  • Her kadında olması beklenmese de ani kilo kayıpları düşük belirtileri arasında gösterilebilir.

 

Düşük Yapmak Nasıl Önlenir?

Düşüğün önlenebilip önlenememesi kesinlikle düşüğe sebep olan etkenin tam olarak neyden kaynaklandığının bilinmesi ile ilgilidir. Söz konusu, tedavi edilebilen bir sorunsa gerekli müdahaleler ile düşük yapmak engellenebilir.

  • Örneğin; servikal yetmezlik yaşayan kadınlara serklaj işlemi yapılarak gebeliğin düşükle sonuçlanmasını önlemek, sıklıkla yapılan uygulamalardan bir tanesidir.
  • Tekrarlanan düşüklerde eğer problemin nedeni pıhtılaşma sorunuysa, sonraki gebelik planlanmadan önce pıhtıyı önleyici ilaçlarla düzenli bir tedavi uygulanabilir.
  • İleri yaş hamilelik yaşayan kadınlarda, hamilelik öncesinde ve bazı durumlarda hamilelik döneminde rahim duvarını kalınlaştırmaya yönelik hormon tedavisi uygulanarak, düşük yapma riski indirgenebilir.
  • Beslenme yetersizliklerinden kaynaklanan düşüklerin önüne geçebilmek için bir diyet programı oluşturulması, gerekli vitamin ve mineral takviyelerinin alınması ve varsa hormonal rahatsızlıklarının tedavi edilmesi de düşükleri önleyebilir.
  • Anne adayının şeker hastalığı varsa, kan şekeri seviyesinin olması gerektiği aralıklarda olduğundan emin olunması düşük yapmanın önüne geçebilir.
  • Gebelik planlandığı dönemden doğuma kadar röntgen adı verilen X ışınları, ilaçlar, alkol, aşırı kafein tüketimi ve bazı enfeksiyonlar gibi çevresel faktörlerden kaçınılarak düşük riski indirgenebilir.
Daha Fazla Sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.