Hamilelik döneminde en sık görülen rahatsızlıklardan bir tanesi de kaşıntıdır ve bu kaşıntılar anne adaylarının yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Oldukça sık karşılaşılan bu problem, ortalama her 5 kadından 1 tanesinde görülebilir. Hamileliğin ilk aylarından itibaren deride kuruma ve ciltte kabuk şeklinde dökülmeler meydana gelebilir.

Özellikle ilk trimester döneminde kanda oranı oldukça artan progesteron hormonunun etkisiyle meydana gelen bu durum, hamilelik sonuna kadar devam edebilir.

Bazı hamile kadınlarda kaşımanın etkisiyle o bölgede kanama ve yaralar oluşabilir. Döküntü görülse de görülmese de vücudun her yerinde kaşıma izleri vardır. Bebeğin doğumuyla birlikte bu şikayetler hızla azalır.

Hamilelikte Kaşıntı Neden Olur?

Hamilelikte hafif kaşıntı genellikle endişelenecek bir şey değildir. Yaşanan hormonal değişimler ve karın büyümesine bağlı cilt gerilmesi sebebiyle hafif kaşıntıların meydana gelmesi normal kabul edilebilir.

Göbek çevresinden başlayan kaşıntı, özellikle çatlama alanlarına yerleşen kaşıntı ve kırmızı ürtikeryal adı verilen şişliklerle başlar. Bu kaşıntılar dönem dönem şiddetini arttırsa da çoğu zaman altta yatan bir problem durumu yoktur.

Hamilelik döneminde meydana gelen hafif kaşıntılar, genellikle nemlendiriciler ve bol su içmek yardımıyla kolaylıkla rahatlatılabilir. Ancak kaşıntı şiddetlenirse, gebelik kolestazı adı verilen ciddi bir karaciğer rahatsızlığının işareti olabilir.

Gebelik Kolestazı

Gebelik kolestazı, hamilelik döneminde yükselen hormonların karaciğeri etkilemesi nedeniyle ortaya çıkan şiddetli kaşıntı problemidir.

Genellikle gebelik sırasında kolestaz riski olan kadınlarda, çoğul gebeliklerde, gebelik öncesi karaciğer hastalığı olan kadınlarda ve birinci dereceden yakınları hamilelikleri esnasında kolestaz geçiren anne adaylarında gebelik kolestazı görülme riski, diğer anne adaylarına göre daha yüksektir.

Gebelik kolestazı safra kesesi ile safra salgısı arasındaki akış sorunundan kaynaklanır. Gebelik hormonları, safra kesesinin fonksiyonlarını bozar ve safranın akışını azaltıp durdurabilir. Safra akışı yavaşlayıp durduktan sonra safra asitleri karaciğerde birikerek kan dolaşımına geçer. Bu durum, gebelik kolestazı adı verilen duruma sebep olur.

Gebelik kolestazının bulguları en yaygın şekilde ayak ve ellerde meydana gelen şiddetli kaşıntıdır. Bununla birlikte safra salgıları sebebiyle koyulaşan idrar rengi, açık dışkı rengi, iştah kaybı, yorgunluk, bitkinlik ve genel depresyon hali diğer kolestaz belirtileri arasında yer alır.

Tanı kaşıntı şikayeti, aile hikayesi ve daha önceden karaciğer hastalığı olan gebelerde karaciğer fonksiyon testlerindeki bozulma ve safra asidelerindeki yükselme ile konur.
Gebelik kolestazı geçiren kadınların daha sonraki gebeliklerindeki durumları net olarak bilinemese de bazı araştırmalarda tekrar gebelik kolestazı olma olasılıklarının %90 civarında olduğu ortaya konmuştur.

Gebelik kolestazının gebelik süresi boyunca yapılacak bir tedavisi bulunmaz. Hamilelik dönemi boyunca yapılabilecek tek şey, kaşıntılarının şiddetini azaltmaktır.

Doğum sonrasında kolestaz kısa sürede ortadan kaybolacaktır. Ancak durumun anne ve bebek için tehlikeli olmaya başladığı tespit edildiğinde, bebeğin doğum yoluyla alınması en kesin çözüm olacaktır.

Hamilelik Döneminde Kaşıntının Çözümleri

  • Kaşıntı şikayetinin en ciddi yaşandığı cilt tipleri gergin ve kuru ciltlerdir. Bu cilt tiplerinde kaşıntıyı önlemek ve cilt enfeksiyonlarını engellemek için yapabileceğiniz bazı püf noktalar bulunur;
  • Kaşıntılarınız şiddetlendiğinde, soğuk ıslak bez veya buz kalıbı ile kaşınan bölgeye 5-10 dakika kompres yapmak sizi rahatlatacaktır.
  • Duş sonrasında buzdolabında tutulan, içeriği temiz ve parfüm içermeyen losyonları tüm vücuda yoğun şekilde uygulamak da kaşıntıların oluşumunu engelleyecektir.
  • Aloe Vera bitkisi birçok ciltte görülen problemler için yatıştırıcı özelliğe sahip bir maddedir. Aloe Vera yaprağını uzunlamasına kesip içinden çıkan özü kaşınan bölgelere sürmek rahatlamanızı sağlayacaktır.
  • Gebelik döneminde gün aşırı banyo yapmak yerine, ılık ve kısa süreli duşlar almanız gerekir. Yoğun parfüm ve kimyasal içeren duş jelleri yerine doğal kalıp sabunlar tercih etmeniz işe yarayabilir.
  • Cildin gerilmesine ve nem kaybına bağlı kaşınmalarda ise yine doktorunuzun önereceği nemlendirici krem ya da vazelin ile kaşıntının olduğu bölgeleri nemlendirebilirsiniz. Ayrıca badem yağı gibi yağlar da kaşıntınızın azalmasına yardımcı olabilir.
  • Sık banyo yapmamak gibi, çok buharlı ve çok sıcak banyolardan kaçınmanız da faydanıza olacaktır. Burada amaç derinizin neminin fazla tutulması ve deri kalitenizin yükseltilmesidir. Kişisel önlemler, dış etmenlere karşı direncinizi artıracaktır.
  • Sadece dışarıdan değil, içeriden de cildinizin nem kapasitesi artırılmalıdır. Özellikle bol su, sebze ve meyve tüketmeniz önemlidir.
  • Islak mendil ve antibakteriyel sabunların kullanımını azaltılmanız, kaşıntı oluşumunuzun önüne geçebilir. Vücudunuz için kullandığınız veya temas ettiğiniz tüm ürünlerin doğal, organik ya da daha az kimyasal içeren ürünlerden oluşması önemlidir.
  • Kaşınan bölgeyi sürekli kaşımamak gerekir. Çünkü sürekli kaşımak kaşıntıyı daha da artırabilir. Bu sebeple kaşımak yerine, nemlendirmek işinize daha çok yarayacaktır.
Daha Fazla Sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.