Dünyada en çok hurafelere maruz kalanlar şüphesiz hamile kadınlardır! Hamilelik insanlar için bütünüyle kapalı bir kutu sayılmakta. Bilinmeyen cinsiyet, doğum zamanı, bebeğin göz rengi… Bunların hepsi insanların henüz bebek dünyaya gelmeden merak ettiği ve üzerinde tahminler yürüttüğü konular. Haliyle her biri konu için çeşitli inanışlar, tahmin yolları üretilmiş. Artık çoğu insan bunların gerçekliğine inanmasa da eğlenmek amaçlı zaman zaman hurafeleri deniyor olabilirler. Göbeğinizin üzerinde ipe geçirilmiş bir yüzük sallandırmamış olamazsınız! 🙂

Bir de tamamiyle anneye yönelik hurafeler vardır ki, bunlar oldukça can sıkıcı olabilir. Annenin dışarı çıkması, bakım yapması, güle dokunması, hatta ayva yemesi bile farklı yorumlanabilir. Eğer bu söylemler aklınızı karıştırıyorsa size güzel bir haberimiz var, söylenen hurafelerin gerçeklik payı bilimsel olarak kesinlikle yoktur. En sık söylenen hurafelere birlikte bakalım.

Saç Boyatmaya Elveda!

Saç boyasının doğmamış bebeğiniz için zararlı olduğuna dair ortak bir inanç vardır, ancak bu tam olarak doğru değildir. Cildiniz, saç boyasından kimyasal madde emer, ancak bunu bebeğinize zararlı olmayacak kadar az miktarda yapar.  Yine de kimyasalların kokusu mide bulantısını arttırabilir, bu nedenle gebeliğinizin sabah bulantıları evresi geçene kadar kuaförlerin önünden geçmemek iyi bir fikir olabilir.

Hamilelik boyunca ilaç kullanımı yasak!

Söylentiye göre hamileyken her türlü ilaçtan kaçınılmalıdır çünkü ilaç kullanmak doğmamış bebeğinize zarar verecektir. Evet, bazı ilaçlar için bu geçerli, fakat kesinlikle hepsi için doğru değil. İlaçların gebelik için ne kadar tehlikeli oldukları halen ölçülüyor. Ancak siz yine de emin olmadığınız bir ilaç almadan önce doktorunuza danışın.

Uçağa binmek yasak!

Hamile bir kadının kendisi ve bebeği için tehlikeli olması nedeniyle uçağa binmemesi gerektiğine ilişkin bir düşünce var, ancak bu her zaman doğru olmak zorunda değil. Uçma riski yalnızca uçaktaki hava basıncı nedeniyle değil, havaalanlarında sıklıkla kullanılan x-ray tarayıcılarıyla ilgili tehlikeden kaynaklanır. Fakat yapılan çalışmalar, tarayıcılardan gelen radyasyonun kısa süreli olduğunu ve bebeğiniz üzerinde olumsuz bir etkisi olmayacağını gösterdi.  Yine de riskten endişeleniyorsanız, hava limanı güvenliğine hamile olduğunuzu bildirin ve tarayıcıdan geçmek yerine yanından dolaşmayı isteyin. Çoğu hava yolu şirketi, 36. Haftadan önce uçmanızda sakınca görmez.  36. ve 38. haftalar arasında uçmak istediğinizde ise sadece doktor raporu görmek isteyecektir.

40 hafta boyunca cinsellikten uzak durulmalı!

Evet, hamile kadınların 40 hafta boyunca seks yapıp yapamayacakları konusundaki endişenin hala sürüyor olması çok şaşırtıcı! Çünkü etrafta seks yapabilecekleri ile ilgili çok fazla bilgi var. Evet, doktorunuz aksini söylemediği sürece seks gebelik için güvenlidir. Bazı çalışmalar, aynı zamanda annenin gevşemesi ve pelvik kasların (mesane ve rahim arasındaki kas grubu) çalışmasına yardımcı olduğu için seksin gebelik sırasında faydalı olduğunu belirtmektedir. Bebek rahimde korunur ve herhangi bir saldırıya karşı güvenlidir.  Seks, düşük riskli gebelikler için son derece güvenlidir.

İki kişilik yemek yenmeli!

Hala “Beslenmene dikkat et, sen iki kişi için yiyorsun” diyen insanlar olduğuna inanmak güç. Gerçek şu ki, hamile kadınlar iki kişi için yemez. Hatta, ilk üç aylık dönemde hamile kadınların yiyecek miktarlarını arttırmamaları beklenir.

İkinci trimesterde, kadınların günde yaklaşık 300 kalori daha fazla alması önerilir (mevcut boy ve kiloya bağlı olarak) ve üçüncü ve son üç ayda potansiyel olarak 500 kalori daha arttırılabilir. Tabii ki hamileliğiniz sırasında kendinizi aç hissetmek veya bulantıdan kaçınmak için sürekli yemek istemek normaldir, ancak yediğiniz yemek miktarını ikiye katlamanız asla önerilmez. Buna ek olarak hamilelik süresinde düzenli egzersiz yapmanız önerilir.

Sol tarafa doğru yatmak tek uyku pozisyonudur!

Hamilelikte bebeğine zarar vermekten korkan annelerimizin en sık gerçekleştirdiği hurafedir. Halbuki hamilelikte rahat edilen her pozisyonda uyuyabilirler. Prof. Dr. Tansu Küçük “Bebek büyüdükçe ağırlığı artan rahim bebeğe kan taşıyan ana damarlara basınç yapabilir. Aynı damarlar anne kalbine ve beynine de kan tedarik eder. Eğer damarlar kan taşıyamayacak kadar baskı altında kalırsa anne uyanıp yatış pozisyonunu değiştirecek, bebek de etkilenmeyecektir.” bilgisini vermektedir.

Jinekolojik muayene veya ultrason düşüğe yol açar!

Bu inanış teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı gerçeğini kabul edemeyip yalnızca zararını düşünenlere ait olmalı. Oysaki jinekolojik muayene ve ultrason muayenesi düzenli olarak yapılmazsa birçok sorunun tespiti erkenden gerçekleştirilemez ve tedaviye geç kalınabilir. Ehil bir doktor tarafından ve uygun tıbbi cihazlarla kontrol yaptırmamanın zararları oldukça fazladır.

Daha Fazla Hamilelik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.