Hamilelik süresince vücudunuz birçok değişim geçirir. Gebelik, bir kadının rahminin içinde bir fetüsün geliştiği dönemi tanımlamak için kullanılan terimdir. Hamilelik süreci, son regl döneminden bebeğin doğumuna kadar süren yaklaşık 40 haftalık dönemi kapsar.

Tıbbi olarak gebelik takibi, trimester olarak adlandırılan üç hamilelik bölümüne ayrılarak yapılır. Yani her bir trimester yaklaşık olarak üç aylık zaman diliminden oluşur.

Normal gebelik süresince annenin her organ sisteminde çok belirgin anatomik ve fonksiyonel değişiklikler oluşur. Bu değişikliklerin çoğunluğu fetus ve plasentadan gelen fizyolojik uyaranlara yanıt olarak döllenmeyi takiben hemen başlar ve gebelik süresi boyunca devam eder.

Rahim
Tıp dilinde ‘Uterus’ adı verilen rahim, normalde 60-70 gram kütlesindedir. Hacmi ise ortalama 10 ml kadardır. Hamileliğin başlangıcından itibaren aşamalı bir şekilde büyümeye başlayan rahim kütlesi ve hacmi, gebelik sonunda yaklaşık 1100 gram kütleye ve yaklaşık 5 litre hacme ulaşır.
Oranlayacak olursak, gebeliğin sonlarına doğru rahim kapasitesi gebelik öncesine göre yaklaşık 500-1000 kat artar.

Yumurtalıklar
Over olarak adlandırılan yumurtalıklar, gebelik süresi boyunca yumurta foliküllerinden yumurta hücresi olgunlaştırmaz. Kısacası belirli bir süre için yeni folikül gelişimi askıya alınır.

Vajina
Vajina bölgesinde damarlar yoğunlaşır, burada mevcut kan akımı ve kan hacmi artar. Bu sebeple vajen bölgesindeki bağ dokuda yumuşama meydana gelir.

Karın Duvarı
Hamileliğin son trimester döneminde, karın duvarı kaslarında yoğun bir gerilme meydana gelir. Pelvis bağlarında anlamlı miktarda gevşeme görülür. Kas iskelet sisteminde değişiklere bağlı olarak bel ağrısı, ellerde uyuşma gibi şikayetler oluşabilir.

Deri ve Çatlaklar
Yüksek düzeyde yağlanma ve rahmin büyümesine bağlı olarak oluşan mekanik gerilme etkisi ile, karın bölgesinde bulunan deride kollajen kırıklarına bağlı olarak çizgilenmeler yani çatlaklar gelişebilir. Bunlar derinin orta kısmında meydana gelir ve kan damarları üst deriden görünür hale gelir.
Ayrıca yaşanan hormonal değişimlere bağlı olarak deride pigmentasyon artışı ve renk değişiklikleri gözlenebilir. Genel olarak deride de yüzeysel kan akımında artış vardır.

Memedeki Değişiklikler
Erken gebelik haftalarında genellikle memelerde hassasiyet ve dolgunluk hissiyatı vardır. Birinci trimester döneminde sonra meme boyutlarında büyüme ve cilt altında damarlanma belirginleşir.
Meme uçları daha koyu ve dik hale gelebilir. Gebeliğin ikinci trimester döneminden itibaren memelerden koyu yapıda ve sarı renkte kolostrum denen akıntı olabilir.
Meme boyutlarındaki artış ile doğum sonrası sentezlenecek süt miktarı arasında ilişki yoktur. Ayrıca kolostrum yani ilk sütün, hamilelik dönemi boyunca hiç gelmemesi de normaldir. Hamilelik döneminde kolostrumun gelip gelmediğini anlamak için memeler uyarılmamalıdır. Bu durum, erken doğuma sebep olabilir.

Metabolizma
Hamilelik dönemi ilerledikçe hızla büyüyen bebek ve plasentanın ihtiyaçlarını karşılayabilmek için metabolizmada çok belirgin değişiklikler olur. Üçüncü trimester döneminde, gebelik öncesine oranla bazal metabolizma hızı bir miktar artar. Bu da ortalama olarak, vücudunuza günde 300 kalori kadar enerjiye ihtiyaç duyduğu anlamına gelir.

Hematolojik Değişiklikler
Dolaşımdaki kan hacmi, hamilelik dönemi boyunca %40-50 oranında artar. Bu artış, ilk trimester döneminde döllenmeyi takiben başlar. Kan hacmi artışından hem plazma hem de kırmızı kan hücreleri sorumludur. Ancak plazma %50 artarken kırmızı kan hücresindeki artış %30 dolaylarındadır. Bunun sonucunda anne vücudunda fizyolojik anemi gelişir. Mevcut kan, demir ve ferritin düzeyleri düşer.

Dolaşım Sistemi
Hamilelik dönemi boyunca kalbin çalışma hızı ve vücuda pompalanan kan hacmi %20 oranında artar. Genel anlamda kan basıncında düşme yaşanır. Kalp atım hızı, hamile olunmayan döneme göre dakikada 10 vurum kadar artar. Diyafram yukarı baskılandığı için kalbe basınç yapar ve kalp hafifçe sola ve yukarıya doğru yer değiştirir.
Bu kan basıncında düşme gebeliğin 24. haftasında en belirgin hale gelir. Doğuma doğru ise, gebelik öncesi değerlerine ulaşır.

Solunum Sistemi
Gebelik sırasında diyafram yaklaşık 4 cm yükselir. Buna bağlı akciğerin hacmi azalır. Hamilelik dönemi boyunca çabuk yorulma, sık sık nefes nefese kalmanın sebebi de bundan kaynaklanır.

Boşaltım Sistemi
Hamileliğin özellikle son trimester döneminde böbrek boyutunda bir miktar artış görülebilir. Ortalama olarak normalden 1 cm daha büyüyebilir. İdrar kanallarında meydana gelen genişleme ise, beraberinde böbrek enfeksiyonu riskini artırabilir. Gebeliğin sonlarına doğru idrar kesesinin tabanına olan bası nedeniyle, yeterli kan akımı olmaz ve idrar kesesi de enfeksiyona yatkın hale gelir.

Sindirim Sistemi
Hamilelik dönemi boyunca, midenin boşalma zamanında belirgin bir değişiklik olmaz. Bununla birlikte doğum eylemi sırasında ve özellikle analjezik verilmesini takiben mide boşalma zamanında belirgin bir uzama ortaya çıkar. Bu nedenle genel anestezinin en önemli risklerinden biri de mide içeriğinin aspirasyonudur.
Hamileliğin özellikle son trimester dönemi içerisinde, mide içeriğinin yemek borusuna kaçması anne adaylarında sıklıkla görülebilir. Diş etleri daha kırmızı bir renk alır ve burada bulunan dokular yumuşar. Gebelikte gastrik ülser daha az görülür.

Ancak bağırsak hareketleri yavaşladığı için kabızlık ve buna bağlı gaz şikayetleri, hemen her hamileyi etkileyebilir. Safra kesesi boşalma zamanı uzar ve safra kesesi taşına yatkınlık artar. Karaciğer fonksiyon testleri ise, genellikle normaldir.

Endokrin-Hormonal Sistem
Ön beynin uç kısmında bulunan ve vücuttaki tüm hormonların işleyişinden sorumlu olan hipofiz bezi, hamilelik dönemi boyunca büyüme gösterir. Prolaktin seviyesinin oranı, gebelikle birlikte kanda oldukça artar. Doğumdan sonra ise hızla düşer.

Sinir Sistemi
Çeşitli sebeplerle hamilelik dönemi boyunca hafızada, dikkat ve konsantrasyonda zayıflama görülebilir.

 

.

 


Daha Fazlası