Genel olarak kimyasal gebelik, normal hamilelik bulunmadan döllenen yumurtanın, daha sağlıklı bir şekilde embriyonun gelişme göstermeden devam etmesi ve sadece laboratuvar tetkikleri ile hamilelik testleri yardımı ile tespit edilmesi durumudur. Daha çok hamilelik testlerin de incelenen hamilelik hormonunun BHCG yüksek çıkması halinde (+) olur. Bu durum da çok sağlıklı bir hamilelik meydana gelmez. Çünkü anne rahminin içine yerleşemeyerek, düşük ile kendi kendine sonuçlanır. Kimyasal gebelik durumu, oldukça fazla karşılaşılan bir durumdur. Kimyasal hamilelik yaşayan birçok kadın, bu durumun farkına dahi varmamaktadır.

 

Dış Gebelik İle Kimyasal Gebelik Aynı Şey midir?

Kimi zaman dış gebelik ve kimyasal gebelik birbiri ile karıştırılmaktadır. Ancak her iki durum tamamı ile birbirinden farklıdır. Kimyasal gebelikte, kanda bulunan HGC değeri hızlı bir şekilde azalır ve vücut kendisi düşüş işlemini gerçekleştirirken, kimyasal gebelik derhal müdahale edilmesi gereken fazlası ile riskli bir durumdur. Kimyasal gebelikler, daha çok klinik olarak teşhis edilebilecek düzeye gelmeden, kendi kendine sonlanır.

Kadınlar genellikler hamile kaldıklarını dahi bilmeden, durumun farkında olmazlar. Adet gecikmesinin ardından gerçekleştirilen hamilelik testleri ile kimyasal gebelik tam anlamı ile fark edilmez. Ama az önce de ifade ettiğimiz gibi, kimyasal gebeliklerin büyük bir kısmı, adet kanaması ile beraber sonlanır. Kısacası birçok kadın, böyle bir durumun farkına bile varmadan, hamilelik oluşur ve sonlanır. Bu sebepten dolayı da, kimyasal gebelik sessiz düşük olarak da ifade edilmektedir. Yapılan testler ile hamilelik anlaşılırsa, genellikle dış gebelik şüphesi de doğabilmektedir.

Kimyasal Gebelik Nasıl Teşhis Edilir?

Anne adayında hamileliğin devam etmesi ile ortaya çıkan bu hormonun, hem kan da hem de idrarda oranları artmaktadır. Ancak idrarda bu hormonun teşhis edilebilmesi için, muhakkak kan seviyelerinin yüksek olması gerekmektedir. Daha çok idrara da teşhis edilebilecek seviyeye geldikten sonra, kadının beklemiş olduğu adet kanamaları da gecikir. Kanda yer alan HCG düzeyi de, daha çok 1000 ile 1500 IU/mL ulaşmasından sonra gerçekleştirilecek vajinal ultrasonografi ile de, hamilelik kesesi kolay bir şekilde görülebilmektedir.

Bu duruma geldiği zaman, hamilelik genellikle “klinik gebelik “olarak ifade edilmektedir. Ancak bazı durumlar da ise, kadında adet gecikme durumu yaşanmadan, tesadüfen veya erken gebelikten şüphelenilmesi halinde, adetin 1 veya2 gün gecikmesi halinde gerçekleştirilen hamilelik testinin sonuçlarında, HCG düzeyin de artışlara rastlanabilmektedir.

Kimyasal Gebeliğin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Beta-HCG zaman ile normal bir şekilde sıfıra düşer ise, herhangi bir tedavi veya kürtaja ihtiyaç duyulmaz. Beta-HCG kan değerinin düşüşünün kontrol altına alınması ve düzenli bir şekilde takip edilmesi gerekir. Değerlerde düşüşün olmaması halinde, dış gebelik veya başka bir patoloji olmaması bakımından, değerlendirme altına alınması gerekir.

Hamileliği Sonlandırmak Gerekir mi?

Kimyasal gebelik, sağlıklı bir embriyo gelişimi gerçekleşemediğinden dolayı, vücudun kendi kendine hamileliği sonlandırmasıdır. Doktorlar tarafından sağlıklı bir durum olduğu kabul edilmektedir. Kimyasal gebeliğin ardından, kadınlar tekrar hamile kalabilmektedir ve tekrar hamile kalma olasılıkları da oldukça yüksektir.

Hamileliğin yeniden gerçekleşmesi halinde, tekrar kimyasal gebelik yaşanacak diye bir kaide yoktur. Kimyasal gebelik, daha çok laboratuvar merkezlerinde gerçekleştirilen kan testleri ile fark edilmektedir. Oldukça fazla karşılaşılan bir durum olduğu halde, kadınların büyük bir çoğunluğu bu durumu fark etmemektedir.


Daha Fazlası