Uzmanlar, anne karnındaki bebeğin nihai şeklini gebeliğin 24. haftasında almasına rağmen, fetüs sesleri 16. haftada duymaya başladığını belirtmektedirler. Bebeğin ilk ve en çok duyduğu ve kendisini en çok etkileyen ses ise annenin kalp atış sesi olduğu söylenilmektedir. Siz de hamileliğiniz boyunca bebeğinizi bazı küçük alışkanlıklar edinerek mutlu edebilirsiniz.
Müziğin Büyüsü
Uzmanlar anne karnındaki bebeğin müzik sesiyle sakinleştirebileceğini söylemektedir. Bebek anne karnında iken çeşitli seslerle çevrilmektedir. Annenin kan dolaşım sesi, annenin barsak ve mide sesleri bu seslerden bazılarıdır. Ama bebeğin ilk ve en çok duyduğu ve kendisini en çok etkileyen ses, annenin kalp atış sesi olmaktadır. Onun için çoğu zaman doğumdan sonra bebek sinirlenip ağladığında, annesi kucağına alır ve kafasını göğsüne dayadığında bebek sakinleşip susmaktadır.
Bunun sebebi ise bebeğin rahim içerisindeyken alışık olduğu sesi duymasıdır. Bebek, kulağını annesinin göğsüne dayadığında annesinin kalp atım sesini duyar. 1973 yılında yapılan bir çalışmada annelerin büyük kısmı sağlak veya solak fark etmeden bebeklerini kucaklarına alınca sol taraflarına (kalbin bölgesi) taşırlar.” bilgisini sunmaktadır.
“Mesela anne karnındaki bebek müzik sesini duyabilir ve reaksiyon gösterebilir. Müzik sesi yüksekse bebeğin kalp atımları hızlanabilir. Yüksek ve gürültülü sesler bebeği sinirlendirebileceği gibi, sakin ve klasik slow müzikler bebeği sakinleştirebilir. Kan basıncını düşürüp oksijen oranını arttırabileceği görülmüştür. Başka bir çalışma göstermiştir ki, doğumdan sonra bebekler, doğumdan önce anne rahmindeyken dinlemeye alıştıkları müziği doğumdan sonra dinlediklerinde o müziği ayırt edebilir, pür dikkat kesilir veya gevşeyip uykuya dalabilirler.
Siz de bebeğinizle sık sık konuşup sakin bir sesle şarkı söyleyebilirsiniz. Bebeğiniz karnınızdayken sesinizi duymaya alışırsa, doğumdan sonra sesinizi daha iyi dinler ve direktiflerine daha iyi itaat eder. Eşinizin bebeğinizle konuşma işine katılmasını sağlayarak, onun da sesine alışmasını sağlayabilirsiniz. Müzik dinleyin, hafif klasik müzik gevşemenize yardımcı olabileceği gibi bebeğinizin de gevşeyip rahatlamasına yardımcı olabilir. En çok klasik müzikler özellikle Mozart senfonileri tavsiye edilmektedir. Ancak sizi sakinleştiren ve rahatlatan başka hafif ve sakin müziklerde olabilir.
Kahkaha Atın!

Evet, kahkahalarınız bebeğinizin de keyifli olmasını sağlar! Şöyle ki; siz mutlu olduğunuzda salgıladığınız hormonlar doğrudan bebeğinizi de etkiler ve bebeğinizin de huzurlu olmasına yardımcı olur. Yapılan bir araştırmada, anne adayı kahkaha attığında, ultroson ile bebeğin de hareketlendiği gözlemlenmiştir. Bol bol kahkaha atın, siz de bebeğiniz de mutlu olun.

Duş Zamanı!

Bebeğiniz, karnınıza dayanacak kadar büyüdüğünde dışarıdaki sıcaklık değişimlerinin farkına varabilir. Dolayısıyla aldığınız rahatlatıcı ılık bir duş, onun da rahatlamasını ve sakinleşmesini sağlayabilir. Ancak unutmamalısınız ki, çok sıcak suyla yıkanmak bebeğinizi rahatsız edebilir. Bu nedenle suyun sıcaklık değerini iyi ayarlamalısınız. Ayrıca yine sıcak suyla duş almanız derinizin daha kuru olmasına neden olabileceğinden her zaman ılık suyla yıkanmaya özen göstermelisiniz.

 

Karnınızı Okşayın

Bebeklerin dokunma algısı yaklaşık olarak 8. haftadan itibaren gelişmeye başlar. Bebeğiniz 20. haftasına geldiğinde ise artık dışarıdan karnınıza olan temasları algılayacak kadar büyümüş olacaktır. İşte bu noktada  gün içinde karnınızı okşamanız, onunla iletişim kurmaya çalışmanız sizin olduğu kadar onun da hoşuna gidecektir! Özellikle baba adayları, bu haftalardan itibaren bebeği ile iletişim kurmaya daha çok vakit ayırmalı ki böylelikle daha doğmadan bebeği ile bir bağ kurabilsin.

Sizin Sesiniz!

25 – 26 haftalık bir bebek, artık dışarıdan duyduğu seslere tepki verebilecek kadar büyümüştür. Sizin sesiniz ona en yakın ses olacağından, gün içinde bol bol bebeğinizle konuşabilir, hatta bir şeyler okuyabilirsiniz. Bebeğinizin sizi duyduğun unutmayın ve ses tonunuzu ona göre ayarlayın.

Sıkıntılarınız Var ise Bir Uzmandan Destek Alın

Yapılan incelemelerde annenin üzgün veya tedirgin olduğunda kan basıncının değiştiği bunun plasentaya (eş) giden kanın oranının atıldığı dolayısıyla da bebeğe daha at gıda ve oksijen gittiği bunun ise bebekte bütün dönemde sorunlara yol açtığı belirlenmiştir. Ancak annedeki bu üzüntünün bebeği çok başka yollardan da etkilemesi mümkündür.

Nitekim doğum öncesi annelere psikolojik destek veren uzmanlar, aşın gergin ve üzüntülü an nenin vücudunda salgılanan hormonlardan bebeğin daha çok etkilendiğini düşünüyorlar. Bu üzüntünün bebek üzerindeki etkilerini ispatlamak oldukça zor olmasına rağmen annelerin hamilelik sırasında yaşadığı sıkıntıların, anne karnındaki bebeklerin, ileriki çocukluk ve erişkinlik dönemleri üzerindeki etkilerini kapsayan uzun süreli bir araştırmaya göre doğuştan gelen şeker hastalığı, aşın kilo, yüksek tansiyon ve alerjik bünyeye sahip olma ihtimallerini arttırmakta olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca bu çocuklarda aşın sinirlilik, dikkat eksikliği gibi davranış bozukluklarının diğer çocuklara göre daha yüksek olabildiğini de gösteren araştırmalar bulunmaktadır.

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Daha Fazlası