İnsan sağlığı açısından yararlı olduğunu bildiğimiz bitki ve bitki çayları yanlış kullanıldığında sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor. Peki ya hamilelik döneminde bitki çaylarının nasıl kullanılması gerektiğini biliyor musunuz?

Hamilelik döneminde en sık bildirilen sorunlar; sabah bulantıları, yorgunluk, sindirim sorunları, mide yanması, kabızlık, üriner enfeksiyonlar ve soğuk algınlığıdır. Bunların dışında anne adayının diyabet veya kalp-damar hastalıkları gibi süreğen sağlık sorunları için sürekli olarak ya da ağrıları için belirli bir süreçte kullanmak zorunda olduğu ilaçlar bulunmaktadır. Ancak hamilelik döneminde gerek anne ve gerekse bebeğin sağlığı bakımından ilaç ve bitkisel çaylar dahil doğal ürünlerin kullanılmasından mümkün olduğunca kaçınılır. Hamilelik döneminde kullanılacak ilaçların olası risklerini; artan düşük tehdidi, ceninde yol açabileceği anormallikler olarak gruplandırabiliriz. Özellikle ilk üç aylık dönemde bu gibi hususlar son derece önemlidir.

Aslında günlük beslenmemizde kullandığımız çok sayıda baharat ya da sebzenin fazla miktarda tüketilmesi durumunda rahim hareketlerini artırarak düşük riskine yol açabileceği biliniyor. Mesela, sofralarımızın vazgeçilmez lezzeti maydanoz yapraklarında bulunan apiol anne adayında düşük riskini artırabilen bir madde. Bu nedenle, hamilelerin bol limonlu bir maydanoz salatası yerken biraz düşünmesi gerekir. Rahim hareketlerini artıran o kadar çok sevdiğimiz baharat ya da sebze var ki; Fesleğen, Tarçın, Kereviz, Rezene, Sarımsak, Mate çayı, Kekik, Zerdeçal, Isırgan, Nane, Biberiye, Adaçayı, Safran, Papatya. Ancak buradaki anahtar kelime “Miktarı abartmamak”. Mesela, sarımsak normal olarak gıdalarda kullanıldığında herhangi bir risk söz konusu değilken, tansiyonu düşürmek ve serum lipit seviyesini dengelemek amacıyla tedavi edici miktarlarda kullanıldığında düşük riskini artırabiliyor. Özellikle anne adayının sık sık düşük tehdidi ile karşı karşıya kaldığı durumlarda bu saydığım baharat ya da sebzeleri kullanmaktan kaçınması önerilmektedir.

Hamilelik döneminde kullanılacak bitkisel ürünlerin seçiminde kalite her zamankinden çok daha önemli olduğunu belirten Yeşilada, ‘ürünün kalitesi sadece annenin değil, karnındaki bebeğin sağlığı ile de doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle bu bitkilerin kalitesine dikkat edilmesi, güvenilir kaynaklardan sağlanması, tarım ilacı kalıntıları, ağır metaller, radyoaktivite, çevresel atıklar ve mikrobiyolojik riskler taşımadığından emin olmak gerekir. Bu bakımdan taze meyve ve sebzeyi kullanmadan önce iyice yıkayıp, temizliyoruz. Hatta bazı özel temizleme çözeltilerinden yararlanıyoruz. Ancak kurutulmuş bitkiler ile hazırlanan bitki çayları için bu şekilde bir uygulama yapılabilmesi mümkün değil. Çünkü tüm yararlı içeriğinin yıkama suyu ile birlikte kaybolması söz konusu. Dolayısıyla, hamilelik döneminde satın alınan bitki çaylarının kalitesinden emin olunması, yukarıda sayılan risklerden tamamen uzak olduğuna güvenilmesi gerektiğini’ söyledi.

Hamilelik döneminde kullanılan bitkisel ilaçlar ile ilgili Norveç’te 578 kişide sorgulama tekniği ile yürütülen bir çalışmada, katılanların yüzde 57,8’lik bir kısmının hamilelik döneminde bitkisel ilaç kullandığı tespit edilmiş. Bitkisel ilaçlar özellikle sabah bulantılarının önlenmesi, üriner enfeksiyon tedavisi ve doğumu kolaylaştırma amacıyla kullanılmış. Katılanların yaklaşık %60’ının sabah bulantılarını önlemek ve sindirim sorunlarını çözmek üzere zencefil kullandığı tespit edilmiş. Sabah bulantılarının önlenmesinde zencefil kullanılması dünya genelinde yaygın bir uygulama. Gerek etkinliği ve gerekse güvenilirliği bilimsel ölçekte çeşitli klinik çalışmalar ile de doğrulanmış. Hamilelerde genel olarak uygulanan miktar günde iki defa yarım gram kuru zencefil ile hazırlanan bitki çayı yararlı oluyor. Bu miktarda kullanıldığında herhangi bir olumsuz klinik bildirim bulunmuyor. Ancak 1 gramın üzerinde miktarlarda kullanıldığında rahim hareketlerini artırabileceği ve dolayısıyla düşük riskinin artabileceği bildiriliyor.

Norveç’teki çalışmaya katılanların %44’ünün idrar yolu enfeksiyonların tedavisinde kranberi uyguladığı görülüyor. Çalışmada yer alan diğer bitkiler; doğumu kolaylaştırmak, rahimi güçlendirmek ve doğum sırasında kanamayı azaltmak için böğürtlen yaprağı (%24) [asla erken dönemde kullanılmamalı, 8 aydan sonra]; rahatlatmak ve sindirime yardımcı olmak üzere papatya (üzere 13); sabah bulantısı ve sindirimi kolaylaştırmak için tıbbi nane (%10), soğuk algınlığı tedavisi ve bağışıklık sistemini desteklemek üzere Ekinezya (%5).

PAPATYA

Papatya gerek anne ve gerekse bebekler için güvenilir bir bitki. Hafif yatıştırıcı etkisinin yanı sıra gaz giderici, ödem söktürücü özellikleri ile hamilelik döneminde kullanılması önerilebilir. Ancak annenin polen alerjisi geçmişi varsa kesinlikle papatya kullanmaması gerekir. Dikkat edilmesi gereken bir başka önemli husus ise, doğru papatya türü yani mayıs papatyası ya da Alman papatyası olduğundan emin olunmalıdır. Ehil olmayan kişiler tarafından toplanan papatya benzeri bazı bitkilerde bulunan zararlı maddeler (pirazolidin alkaloitleri) bebeklerde karaciğer damar tıkanması (HVO) neticesi zehirlenmeler yol açmaktadır. Bu nedenle, açıkta satılan ürünlerden kaçınılmalı, mutlaka güvenilir firmaların ürünleri kullanılmalıdır’ şeklinde konuştu.

Hamilelik döneminde gelişen enfeksiyonlu hastalıklarda antibiyotik ve diğer ilaçların kullanılması olası riskleri nedeniyle tercih edilmez. Ancak annenin sağlığı için gerekli durumlarda kullanılması zorunludur. Bu bakımdan hamilelik döneminde basit önlemler ile mümkün olduğunca hastalıklardan korunmak akılcı bir yaklaşım olacaktır. Bu amaçla Ekinezya çayı içerisine birkaç karanfil ilave edilerek içilmesi hamilelik döneminde genellikle güvenli kabul edilmektedir. Yine soğuk algınlığı için mürver bitkisinin meyvesi ve çiçekleri ile hazırlanan bir çay yararlı olabilecektir. Ancak ekinezya’nın da papatyanın akrabası olması nedeniyle, polen alerjisi olanlarda dikkatli olunması gerekir.

Yeşilada, hamilelik süresince hangi bitkisel ürünlerin hatta besinlerin bile güvenle kullanılabileceği hususunda tatminkâr veriler bulunmamaktadır. Bitkisel de olsa her doğal ürünün fazla miktarlarda kullanıldığında gerek anne sağlığı ve gerekse cenin üzerinde bazı riskleri bulunabileceği asla göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla, bu dönemlerde çevreden duyulan veya yazılı ya da görsel medyada sözde uzmanlar tarafından yapılan gelişigüzel önerileri, bitkisel de olsa uygulamamak en doğru yaklaşım olacaktır. Çok önemli diğer hususlar ise; güvenilir firmaların bitki çayları tercih edilmeli, asla açıkta satılan bitkiler kullanılmamalı; kullanılan miktar abartılmamalı’ dedi.

 


  • Hamilelikte Göğüs Bakımı

    Hamilelik sürecinde vücutta çok sayıda değişiklik yaşanır. Göğüslerde acı, hassasiyet, dol…
  • Gebelikte Beslenme Önerileri

    Gebelikte doğru beslenme formunuzu, enerji düzeyinizi korur ve doğuma hazırlanmanızı sağla…
Daha Fazlası